Page 136 - B

Basic HTML Version

çeşitli dillerinizi ve haince planlarınızı kullanarak tüm
kabilelere yaltaklanıp akıllarını çeldiniz, başlarına bir
felaket geldiğinde onları terk ettiniz ve tüm faydaları
kendinize sağladınız. Siz elçiler bana yalanlarınızla
geldiniz ve sizi gönderen kişi aynı şekilde beni de
kandırıyor. Sizi hemen ve hiç tereddüt etmeden
öldüreceğim. Yalan bir Türk'e hiç yakışmaz ve ondan
uzaktır. İmparatorunuz (II. Justinos), idarecilerinden
kaçan ve kölelerimiz olan Avarlar ile bir anlaşma
yaparken, bana dostluktan bahsettiği için bunun
cezasını ödeyecektir. İstediğim zaman Avarlar, Gök-
Türklerin tebaası olarak bana gelecekler.
Kendilerine gönderilen kırbaçları görür görmez,
yeryüzünün en derin yerine kaçacaklar. Eğer benimle
karşılaşırlarsa, uygun olduğu üzere kılıçlarla değil tıpkı
karıncalar gibi, atlarımızın nalları altında çiğnenerek
ölecekler. Avarların akıbetinin bu olacağından emin
olabilirsiniz
[248]
.
"Size gelince, Romalılar, sanki yolculuk edecek
başka bir yol yokmuş gibi, neden elçilerimi
Kafkaslardan Roma'ya geçiriyorsunuz? Bunu
yapıyorsunuz çünkü bu sayede zor savaş alanları